25 Mayıs 2010 Salı

hoşçakal frigya

Müzeler haftası ile birlikte, Eskişehir'deki cam boncuk sergim de sona erdi.

19 Mayıs 2010 Çarşamba

ikinci cam boncuk sergim

Eskişehirli sanatı, sanat eskişehirliyi seviyor. Bize ne mutlu ki: Eskişehir var! Sergiye katkısı olan dost ve güzel insanlara teşekkürler:)))

16 Mayıs 2010 Pazar

kent ormanı

kış
yaz

müzeler haftası

Cam boncuklarım Eskişehir Arkeoloji Müzesinde sergileniyor.

2 Mayıs 2010 Pazar

otuzuncu yıl

Etkinliğimiz yaşamımın en özel, güzel ve unutulmazlarından biri idi. Cafer Mart olmasa idi hiç birimizin aklına böyle bir etkinlik gelmeyecekti. Öncelikle Cafer'i sanatçı kişiliğini etkinliklerine yansıtarak yaşamını güzelliklerle doldurup bunu çevresi ile paylaştığı için kutluyor ve teşekkür ediyorum. Arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum, çok az kişinin benimkiler kadar gurur veren arkadaşları vardır. Umarım herkesle tekrar tekrar mutlu birlikteliklerimiz olur.
Sn. Mithat Özhan ve şimdiki rektör hocalarımız da bizimle etkinliğimizi paylaştılar, bizi onurlandırdılar.
Katılamayan arkadaşlarımızın yerleri çok belli idi. Gözlerimiz yokları aradı durdu, umarım gelecek sefer, hep birlikte tekrarlamayı başarabiliriz.
Sevgili arkadaşlarım, sağlıklı mutlu günler diliyorum, iyi ki varsınız!
Önce gelenler birbirine kendini tanıtmış, içeri giren kim ola?... söylemese bilemeyeceğiz.

Bizim öğrenciliğimizde Çukurova Üniversitesinin binalarının nerede ise tümü inşaat halindeydi, çoğu dersimizi bu barakada gerçekleştirdik.

Eski günlerdeki gibi birlikte, gençlik neşesiyle..
.
Sn. Hocama sağlıklar ve uzun ömürler diliyorum!

Otuzuncu yıl pastası ve nice mutlu birliktelikler dilekleri...

30 Nisan 2010 Cuma

BİZ gerçeği

Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi bindokuzyüzseksen yılı mezunları otuz yıl sonra çocuklar gibi şendik!


Aman nazar değmesin!

21 Nisan 2010 Çarşamba

bindokuzyüzyetmişbeş-seksen

yılları arasında, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğrencileri olarak yaşantımız, günümüz gençlerinin sinemalarda izlerken dahi ağladığı, zorlu koşullarda geçti. Yetmez gibi, üniversimiz bir şantiye alanıydı. Soğukla, çamurla uğraşıyorduk. Fotoğraftaki gibi prefabrik yemekhaneden çıkınca ahşap köprüden geçiliyordu; gülüyor olduğumuza bakılmasın, az sonra kötü bir kavga çıkacak... Ancak tüm bu zorluklara rağmen ziraat mühendisliği mesleğini severek ve öğrenerek hayata atıldık. Mithat Özhan, Osman Tekinel, Nurettin Kaşka, Ercan Tezer gibi değerli hocalarımız vardı. Acı çekmiş öğrenciler olarak daha olgun, kurulan bir üniversitenin öğrencileri olarak ta yapıcı ve yaratıcı yetiştiğimizi düşünüyorum.
Şen ola düğün, şen ola
Davullar güm, güm vurula
Avluda halaylar kurula,
Bir o yana, bir bu yana
Şen ola düğün, şen ola
Otuz yılın ardından arkadaşlarımla ilk kez ve düğün coşkusu içinde kapüste bir akşam yemeğinde buluşacağız. Etkinliğimizi Adana Karşıyaka Lisesi öğrencisi iken, resim öğretmenim Fevzi Kaya'nın resim dersinde yaptığım köy düğünü resmi ile duyuruyorum.
Bu resimle öğretmenim beni Matisse ile karşılaştırmıştı, o anın gururuna Matisse'i bilememenin utangaçlığı karışmıştı. Yıllar sonra Gazi Üniversitesinde Hasan Akın hocamın "Matisse'i bilir misiniz?" sorusuna "Evet!" diye bağırışım o zaman ki "Hayır"ın ezikliğindendir.
Sevgili arkadaşlarım, hepinizi çok özledim.